Skolyozun Psikolojik Etkileri

Skolyozun Psikolojik Etkileri
Skolyozun psikolojik etkileri çoğunlukla gözardı edilen fakat fizyoterapi sürecinin seyrini ve başarısını etkileyebilecek derecede önemli bir konudur.

Adölesan idiyopatik skolyozun tanı ve terapi süreci, etkilenen bireyler için önemli psikososyal sonuçlar doğurabilir. Gelişimlerinin en hassas aşamalarından biri olan ergenlik döneminde ortaya çıkan ya da tanılanan skolyozda çocuklar, bedensel asimetrilerin yol açtığı kozmetik sorunlarla ve belki aylar sürecek kısıtlayıcı bir fizyoterapi süreciyle yüzleşmek durumunda kalır. Özellikle bu sürece hareketlerini kısıtlayan ve uzun saatler kullanmak zorunda olduğu bir korsenin de eklenmesi durumunda çoğu çocuk bu durumu yönetme konusunda zorlanmakta ve olumsuz tepkiler verebilmektedir.

Skolyozun Psikolojik Etkileri

SOSYAL İZOLASYON: Özellikle deformitenin ilerlemesini önlemek için korse takan çocuklarda akranlarıyla bağ kurmak zor olabilir. Çocuğun akranları tarafından zorbalık ve alaya maruz kalma korkusu ile savunma amaçlı ya da kendini farklı hissederek utanma sebebiyle kendini izole etmesi, açık hava etkinlikleri ya da sportif faaliyetlere katılmak istememesi sosyal becerilerinin etkilenmesine ve dışlanmış hissetmesine neden olabilir. Yapılan bir ankete göre skolyozu olan gençlerin yüzde 43’ü, yaşıtlarına göre eğlence etkinliklerine daha az zaman harcadığını gösteriyor.

ÖZGÜVEN VE BEDEN İMAJI SORUNU: Skolyozu olan çocukların vücutlarından utanma olasılığı yaşıtlarına göre yüzde 45 daha fazladır. Beden imajı ile ilgili sorunlar yaşayan birçok genç sırtı açık kıyafetler giymekten kaçınır ve geniş beden giysiler giymeyi tercih eder, mayo, atlet veya dar giysiler giymeyi reddedebilir. Uyum sağlamanın çok önemli olduğu bir zamanda farklı bir vücuda sahip olmak, çocukların özgüvenini zedeleyebilir. Olumsuz beden imajı her zaman eğrinin boyutuyla ilgili değildir. Çocuğun nispeten düşük dereceli bir eğrisi olsa da beden imajı hakkında endişe duyabilir.

DUYGUSAL SORUNLAR: Skolyoz ile mücadele etmek bir çocuk için korkutucu ve duygusal olarak zorlayıcı bir süreç olabilir. Sosyal yönü zedelenmiş ve beden imajı ile ilgili sıkıntıları olan çocuklarda depresif bir ruh hali yaşanan fiziksel ve sosyal zorlukların bir sonucu olarak karşımıza çıkabilir.

KAYGI: Skolyozu olan bireyleri psikososyal yönden kötü etkileyen durumlardan biri de skolyoz hakkında sıklıkla tekrarlanan yanlış bilgilerdir. Skolyozun ameliyat dışında bir çözümünün olmadığının düşünülmesi, çocuk sahibi olma, herhangi bir fiziksel aktiviteye katılma ve hatta normal bir yaşam sürme yeteneğini etkileyebileceğine inanılması çocukta geleceğe dair endişe duymasına sebep olabilir. Tedavi edilmeyen skolyozun bu sonuçların bazılarına yol açabileceği doğru olsa da, erken tanı ve tedavi bu tür sonuçların ortaya çıkmasını neredeyse tamamen önleyebilmektedir. Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Derneği’nin yaptığı bir araştırmanın verilerine göre, skolyozda cerrahi oranı 1000’de 1’dir.

Tanı sonrası yalnızca fiziksel etkilere ve tedavi seçeneklerine odaklanılması, psikososyal etkilenimin nadiren konuşuluyor olması, süreçten fiziksel olduğu kadar duygusal olarak da etkilenen çocukta mevcut durumla başa çıkma mekanizması oluşturma becerisinin etkilenmesine neden olabilir.

Skolyozun psikolojik etkileri hususunda çocukların bu mücadeleyi verirken yalnız olmadıklarını hissetmesi önemlidir. Skolyozun duygusal yönü hakkında konuşmalar açmak, onlara yaşam boyu süren bu durumun onları içeriden nasıl etkilediğini ifade etme fırsatı vermek adına güzel bir başlangıç olabilir. Düzenli egzersiz yapmak, aynı sorunlarla karşılaşan diğer çocuklarla iletişim halinde olmak, mücadelesinde karşısına çıkan zorluklar hakkında başkalarıyla konuşmak, çocuğun vücudu hakkında daha iyi hissetmesine, daha az izole hissetmesine ve durumla başa çıkmasına yardımcı olabilir. Skolyozlu çocukların tamamı tanı ve tedavi sürecine olumsuz tepki vermez. Skolyozun psikolojik etkilerini araştıran bir çalışma, gençlerin %40’ının skolyoz teşhisi konmasından rahatsız olmadığını ve ameliyat olan gençlerin yarısının kendilerini daha bağımsız ve olgun hissettiklerini söylediğini aktarmış. İdiyopatik skolyozda tanı sonrası terapist, aile ve çocuk iletişiminin sağlıklı bir şekilde kurulması ve skolyozun psikolojik etkileri de hesaba katılarak sürecin yönetilmesi rehabilitasyon programına uyumun arttırılması için elzemdir.

Fizyorama’da skolyozda üç boyutlu egzersiz programlarını planlarken psikososyal etkilenimi azaltmak adına, benzer klinik tablolara sahip çocuklarla oluşturduğumuz grup seanslarına yer veriyoruz. Skolyozda üç boyutlu egzersize yönelik detaylı bilgi için bize ulaşabilirsiniz.

Meryem Ünal
Meryem Ünal
FİZYOTERAPİST