Ayak Bileği Yaralanmaları

Ayak Bileği Yaralanmaları
Ayak bileği yaralanmaları, hem sportif faaliyet esnasında hem günlük rutinde en sık karşılaşılan yaralanmalardandır. Ayak bileğinin normal anatomik sınırlarını aşacak bir harekete zorlanması ile oluşur. Bu yaralanmalarda çoğunlukla ayak bileğinin dış tarafında yer alan bağların etkilenimi söz konusudur. Bu tip travmatik yaralanmalardan sonra ödem, kızarıklık, renk değişikliği, hassasiyet, ağrı ve eklem hareket kabiliyetinin azalması gibi semptomlar gözlemlenir.

Bu yaralanmalar tedavi edilmediğinde ayak bileği ekleminin stabilizasyonunun bozulması ve yeniden yaralanması riski çok fazladır. Tekrarlayan burkulmalar; eklemde boşa gelme hissi, ağrı, ödem ve fonksiyon kaybı gibi semptomlar ile kronik hale gelebilir. Bağ yaralanmalarından sonra, zedelenen bağın yeniden yapılanma süreci takip edilmeli ve bağın iyileşme sürecine uygun bir şekilde ilerlenmelidir. İyileşme için gereken zaman, yaralanmanın derecesine bağlıdır ve karar verme aşamasında detaylı bir değerlendirme yapmak gerekir.

Bir yumuşak doku yaralanmasını takiben uygulanan en güncel yöntem PEACE & LOVE protokolüdür. Bu protokol iyileşmeyi artırmak için hastaları eğitmenin ve psikososyal faktörleri ele almanın önemine dikkat çeker.

PEACE & LOVE PROTOKOLÜ

Ayak Bileği Yaralanmaları

P- Protection (Koruma): Travma sonrası yaralanmanın kötüleşmemesi ve varsa kanama kontrolünün sağlanması için 1-3 gün boyunca hareket kısıtlanır.

E- Elevation(Yükseltme): Doku arası sıvıların dolaşıma katılmasını teşvik etmek için uzuv kalp seviyesinden yukarıya yerleştirilir.

A- Avoid (Anti-inflamatuarlardan kaçının): Travma sonrası doğal bir tepki olan iyileşme aşamalarına müdahale etmemek, hasarlı yumuşak dokuların onarımına yardımcı olur. Bu nedenle, ilaç kullanımı uzun süreli doku iyileşmesini olumsuz yönde etkileyebilir.

C- Compression (Kompresyon): Bantlama veya bandajlama ile eklem içi ödemi ve doku kanamasını sınırlamaya yardımcı olur.

E- Education (Eğitim): Terapistler, hastaları aktif bir yaklaşımın iyileşmeye yararlı olacağı konusunda eğitmelidir. Unutmayalım ki, yumuşak dokuların da sevgiye ihtiyacı vardır.

L- Load (Yüklenme): Doğru planlanmış bir egzersiz yaklaşımı kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları olan hastalar için çok önemlidir. Mekanik stres erken eklenmeli ve ağrı sınırında normal faaliyetlere devam edilmelidir. Ağrıyı şiddetlendirmeden optimum yükleme, onarımı, yeniden modellenmeyi teşvik eder, doku toleransını ve tendon, kas ve bağların yük taşıma kapasitesini arttırır.

O- Optimism (İyimserlik): Stres ve korku gibi psikolojik faktörler iyileşmenin önündeki engellerdir. İyimser ve nazik bir yaklaşım ile bu engeller ortadan kaldırılabilir.

V- Vascularisation (Dolaşım): Yaralı yapılara kan akışını arttırmak için yaralanmadan birkaç gün sonra ağrı sınırında aerobik egzersize başlanabilir. Erken mobilizasyon ve aerobik egzersiz, fiziksel fonksiyonu iyileştirir, işe geri dönüşü destekler ve kas-iskelet sistemi rahatsızlığı olan kişilerde ağrı kesici ilaç ihtiyacını azaltır.

E- Exercise (Egzersiz): Rehabilitasyonda ağrı da dikkate alınarak uygulanan egzersizler ve fonksiyonel aktiviteler ile yaralanmış olan bağ veya bağlar üzerine verilen kontrollü stres, iyileşmeyi hızlandırır, hareket kabiliyetini, eklem stabilizasyonunu ve kas kuvvetini arttırır.

Egzersiz, yeniden yaralanmaların önlenmesi için de şarttır.


Fizyorama’da ayak bileği yaralanmaları sonrasında uygulanan egzersiz programları hakkında detaylı bilgi almak için bizimle iletişim kurabilirsiniz.


Mustafa Gökberk Şener
Mustafa Gökberk Şener
FİZYOTERAPİST